26 Şubat - 26 Mart 2022

"FISILTI" Sergi Kataloğu

   "FISILTI"

 

Doğadan kopuş, kendine yabancılaşma, içimizdeki çocukluğa olan mesafe her geçen gün artarken kaotik gürültü patırtı arasında Aysun Oz unutulmuş çocukluğun sesini bize fısıldıyor. Bu fısıltı bize yaban hayatın bir parçası olduğumuz, temelde hepimizin aynı olduğuyla ilgili unutulmuş bir gerçekliği hatırlatıyor. Doğa için ‘en önemli içsel kaynağım’ diyen sanatçının, ekilip biçilen bahçelerde geçen çocukluğu, bitkilerle ve kuşlarla olan arkadaşlığı resimlerinin arketipini oluşturuyor. Sanatçının cümleleriyle: “Çocukluğa mesafe üzerine enine boyuna düşündüğümüzde, yaşamı, insanı algılayış biçimimle daha da ötesinde sevme ve anlama biçimimle çok örtüştüğünü görüyorum. Hem bu çocuk formundaki insanlarım hem de onları herhangi bir doğa parçasının bitki, ağaç, hayvan gibi yaban hayatın içinde resmediyor oluşum size eski bir hikayeyi artık çok geçmişte bıraktığınızı düşündüğünüz bir romantizmi, bir melankoliyi, bir özlemi ya da acıyı hissettiriyor olabilir”. 

 

Aysun Oz, toplumsal bir kurgu olan mutlu çocukluk imgesini, çocuğa yüklenen anlamı, geleneksel çocukluk anlayışını yıkan bir gerçekliğin içinden konuşuyor. Bu irite edici gerçeklik karşısında sarsıcı bir sorgulamanın önünü açıyor.  

 

“Bir sevimliliğin, tatlılığın, güzel bir çocuk formunun peşinde olmadığım aşikâr. Belki de bunun ötesinde sizin için rahatsız edici olanın ne olduğuyla ilgili bir farkındalığa davet ediyorumdur. Doğada karşılaştığınız heybetli bir ağaç size bir yandan muhteşem ve güzel gelirken bir yandan ürkütücü de gelebilir. Nereden baktığınız ve onunla kurduğunuz bağ onunla ilişkimizi belirler” diyen sanatçının yapıtlarında yer alan pticalar da buna benzer bir yabansılığı taşıyor. Çocukluğundan itibaren hayal dünyasında kurguladığı Pticalar; “kuş-insan” melezi imgesel varlıklar, sanatçının resimlerinin ana karakterini oluşturuyor. Bu karakterler post-truth çağında bizi ‘çocukluk çok saf, temiz bir dönemdir’, ‘çocuk olmak ne güzeldir’ diyen yeni kapitalizm çağının romantik çocukluk mitine karşın sanatçı, çocukluğun saf, masumane gösterilen tarafına, çocukluğa yapılan güzellemenin dışına çıkan bir önermeyle karşılık veriyor. ‘Çocukluk cehennemdir’. Sanatçı bu düşüncesini kendi cümleleriyle şöyle ifade ediyor; “Tüm çocukluk fotoğraflarınızda mutlu çocuk olmanız mümkün değildir. Belki buradan bakabilirsek bugün ‘en mutlu’ en yaşamsal ihtiyaçları giderilmiş çocuğun bile bir binada, bu binanın içinde bir dairede, bu dairenin içinde bir odada ‘tüm dünyaya bağlanabildiği’ internetiyle aslında ne kadar köksüz ve bağlantısız bırakıldığını görebiliriz sanki”.

 

Doğadan her geçen gün uzaklaştığımız, gerçekle simülasyonun birbirine karıştığı Metaverse çağında, yaban hayatın bir parçası olduğumuzu hatırlamak bize çok uzak, tıpkı içimizdeki çocuğa ya da çocukluğa uzak oluşumuz gibi... Aysun Oz, insanların çocuk bedenlere bir yandan da kendi çocukluğumuza dönüp bakmamız için bize bir olanak sunuyor. İçsel devinimlerini ve yaşam dinamiğini doğadan aldığı ilhamla, onu izleyerek yakalayabildiğini söylüyor. 

 

Aysun Oz’un animatik örüntüyle plastisize ettiği resimleri; kendi çocukluğu, içsel çocukluk ya da tüm bu tanımların üstünde en saf ve yaban haliyle kucaklaşamamış olan insanlar. Sanatçının deyimiyle; Çok işlenmemiş, formlaştırılmamış daha çiğ ya da zihnimiz tarafından dosyalanmamış, yetişkin sosuyla marine edilmemiş duygular, ihtiyaçlar, güdü diyebileceğimiz kadar dolaysız temel yaşam bilgileri. 

 

Giderek eksildiğimiz, yabancılaştığımız dünyanın karşısında onu ifade ediş biçimlerimizin de kısırlaştığı bir zamanda saf, yalın ve masum çocuk mitinin mutlaklaştırılmasına karşın Aysun Oz, Fısıltı isimli sergisiyle bizi çocukluğun sevimli, naif, romantik haline değil, yetişkinlerin ötelediği, irite eden, yaban haline, kucaklaşamadığımız çocukluğumuz ile yüzleşmeye davet ediyor.

                                                                                                                                              Lütfiye Bozdağ

                                                                                                                                              Sanat Eleştirmeni

Cadde160 Art Gallery ailesi olarak, en köklü ve derin izlerimizin gömülü olduğu çocukluk belleğimizdeki gölgelerin ışığa kavuşmasına bir kapı aralayan Aysun Oz'un yapıtlarının Serap Atala küratörlüğünde bir araya geldiği bu sergiye sizleri bekliyoruz.