18 Eylül - 20 Ekim 2021

"BİLİNMEYEN ÖYKÜLER - 2" Sergi Kataloğu

"BİLİNMEYEN ÖYKÜLER - 2"

Albayrak’ın eserlerinde yağan, yağmur değil zamandır... Ve şemsiyeler; zamanın akışına zayıf, naif birer karşı koyuş, direniştir.

 

Yaşam zamana, zamansa yaşama bölünür sanatçının fırçasında. Oysa yaşam, zamanda kendini bölmez; zira zaman, insan zihninin göreceli neden-sonuç ilişkilerinin bir neticesi olarak algıladığı, tanımladığı ve yarattığı bir kavramdır. Bu da, zamanın içinde zamansızlığın kaybolup gidişine dek varır ve ancak sanatçının eserlerinde yakalanır bir kesiti. Bu yakalama düzlemsel değildir; zira bütünleşik varlık-zaman olgusunda, varlığın zaman içindeki devinimi düzlemsel görünümden aşkın surettedir. Sanatçı, bir doğa/fizik bilimci perspektifine yaklaşır ve düzlemsel, donuklaşmış bir kurgudan uzaklaştırır mekân ve bedenleri.

 

Eserlerde görülen en çarpıcı şey; soyut zaman/zamansızlık kavramının, Mustafa Albayrak’ın eserlerinde sirayet ettiği her varlığı bölüp, deforme edip, bireyi ve bireyselliği yok oluşa götürüşünde somutlaşır. Bu temel prensipte, var olan her varlığın, zaman çemberinde dönüşüme uzanan yok oluşunun kaçınılmaz görüntüsü belirir. Bir bedendeki değil bir hareket, en ufak bir titreyişin bütüne bıraktığı etkisi bile gözler önüne konulur.

Mustafa Albayrak kent meydanlarına, kalabalıkların arasına bıraktığı bireyleri deformatif bir surette yansıtırken; bir bedenin benliğine ulaşılmasını imkânsız kılar. Zira kırmızı paltolu kadın; mavi şapkalı adamın, sarı şemsiyeli küçük kızın ve simitçinin deviniminde oluşur. Şemsiyeler de, bireyin kendini bütünden alıkoyma gayretinin imgesi olur. Saatler ise zamansızlığı, zaman kavramıyla tutsak eden insanın kendi tutsaklığını başlatışının metaforudur.

 

Öyküler bilinmeyendir lakin bireyde aranırlarsa... Bireylerin öykülerinin bilinmezliği, bütünde bilinir, görünür...

 

Aliye Selin Berberoğlu